|
Aşırı kilolarla dikkati çeken Zerrin Özer, birkaç gün önce 27 kilo incelmiş halde ekranların karşısına çıkarak herkesi şaşırttı. Peki Zerrin Özer'in 27 kilo vermesini sağlayan ipuçlarını siz de uygulamak istemez misiniz?
Zerrin Özer 27 kiloyu nasıl verdi?
Şarkıcı Zerrin Özer, yıllarca kilolu haliyle ekranlarda bizi o kilolu görüntüsüne o kadar çok alıştırdık ki Zerrin Özer'i geçenlerde televizyon ekranlarında oldukça zarif ve incecik bir halde görenler bir türlü gözlerine inanamadı.
|
|
“Kimileri yemek için yaşar, kimileri yaşamak için yer” diye bir söz vardır. Yemekten zevk almak elbette önemlidir ancak yemeğin pişirme şekli de dikkat edilmesi gereken bir konudur.
En sağlıklı yemek pişirme yöntemlerinden birisi de, buharda pişirmektir. Sağlıklı yemek denilince, buharda pişirme ilk sıralarda yerini alır. Günümüz insanı tüm hayatını, dengeli ve doğru beslenme, doğal olanı seçme, vücuduna daha itinalı davranma şeklinde değiştiriyor. Bu dikkat elbette besinlerin pişirme şekillerini de kapsıyor. Buharda yemek pişirmenin en önemli özellikleri arasında, besinlerin vitaminlerini kaybetmemesi ve bu pişirme yöntemiyle, dışarıdan hiçbir katkı maddesinin besine değmemesi var.
Her besin, kendi pişirilme yöntemine sahiptir. Bu yöntemler, besinlerin lezzetini ve vitamin-mineral değerlerini etkiler. Artık yağda pişirme yerine, buharda pişirme değer kazanıyor. Buharda pişirme her şeyden önce, içinde sağlık barındırıyor.
Buhar4da pişirme yöntemleri yumurta, kök sebzeler, kabuklu deniz ürünleri gibi besinler için idealdir. Böylece daha az su ve hava teması sağlanarak, besin öğelerinin kaybı engellenir.
Buharla pişirme ilk olarak Çin’de, 1920’li yıllarda geliştirildi. 1960’lara gelindiğinde, basınçlı tencereler altın yıllarını yaşamaya başladılar ve hızlı, enerjiden tasarruf sağlayan, yeni bir pişirme biçimi olarak hayatımıza girdiler.
Önceleri sadece restoran mutfakları gibi, profesyonel yerlerde kullanılan buharlı pişirme cihazları, 1980’li yıllara geldiğimizde, evlerimiz mutfaklarına girdi.
Bugün klasik tencerelerin yerini, evlerde son derece kolay kullanıma sahip, ankastre elektronik cihazlar aldı. Bu cihazlar sayesinde, yiyecekler renklerini, formlarını ve aromalarını kaybetmeden, sağlıklı bir biçimde pişerler.
Buharda pişirmek sağlıklıdır çünkü yiyeceğin içeriğindeki nişastanın kırılması-yumuşaması; selüloz, protein ve lifli yapının kırılması ile yemek daha yumuşak hale geliyor. Yemeği damak zevkine uygun ve sindirilebilir hale getiriyor. Besin zehirlenmesine yol açabilecek bakteri içeriğini yok ediyor. Yemeğin kalitesini, rengini ve lezzetini değiştiriyor. Yiyeceklerin besin değerleri kaybolmuyor. Besinler daha kolay sindirilebiliyor. |
|
Damacanalardaki geri dönüşüm işareti, damacananın yüksek oranda kimyasal madde içerdiğini gösteriyor. Özellikle de vücuda iki kat daha fazla zarar veren biesphenol A’nın yüksek olduğunu gösteriyor. Sert plastiklerde bulunan bu maddenin zararları ise saymakla bitmiyor. Güvenli ve sağlıklı bir yaşam için onları camla değiştirmek gerekiyor.
Hayvanlar üzerinde yapılmış araştırmalarda kanserle, düşüklerle, kısırlıkla, obeziteyle ve cinsel gelişim bozukluklarıyla ilişkilendirilen 'bisphenol-A' maddesi; konservelerde bile bulunuyor. Ama bu mutfağınıza girip var olanın yarısını çöpe atacaksınız anlamına gelmiyor!
Bisphenol-A nedir?
Bisphenol-A (BPA) temiz, kırılıp dağılmayan, sert plastiklerde bulunur. Çoğunlukla bu plastik şişelerin alt kısmında üçgen geri dönüşüm işareti bulunur. Bu işaretin yanında PC (polikarbonat) harfleri ve 7 rakamı bulunur. Ama altında 7 rakamı bulunan her şişe de polikarbonat demek değildir.
Dikkat etmeniz gereken en önemli ipucu şudur: Sert, içi görünen ve kırılmayan şişeler BPA içerir. Mesela atılabilen içecek şişeleri, su şişeleri, likit ilaç şişeleri (mesela öksürük şurubu) polikarbonat değildir ve BPA içermezler. Bu yüzden, her ne kadar herkes çevreci nedenlerden dolayı 'kullan at' şişeleri sevmese de sizi sağlık açısından asıl endişelendirmesi gereken; sert ve tekrar doldurulabilen cinsleri olmalıdır.
Daha basit bir yöntemle özetlersek: Altındaki üçgenin içinde 4 ve 2 rakamları basılı şişelerden içelim, çok gerekliyse 5 ve 1 baskılı olanlardan içelim. Ama 3, 6 ve 7 baskılılardan mümkün olduğu kadar uzak duralım.
Ne kadar risklidir?
BPA, kalp sağlığınızı bozuyor ve diyabet riskini iki kat arttırıyor. ABD’deki Peninsula Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmalar, BPA’ların karaciğer rahatsızlıklarıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Her ne kadar her 10 Amerikalı'dan 9'unun vücudunda az da olsa BPA tespit edilmiş olsa bile bu konuda herkes aynı fikirde değil.
Amerikan Yemek ve İlaç Dairesi (FDA), plastik endüstrisi ve Harvard Risk Analizi Merkezi'nin ortak kararına göre; BPA seviyeleri yetişkinlerde herhangi bir hayati tehlikeye yol açacak miktarlarda değil. Fakat bazı ünlü BPA araştırmacılarının dediğine göre de hükümetler tarafından risksiz olarak kabul edilen bu düşük miktarlar güvenli olmaktan çok uzak...
ABD Ulusal Toksikoloji Programı'na göre insanları asıl korkutan da bu seviyelerin çocuklar üzerinde yarattığı risk! BPA maddesi vücutta bir hormon gibi davranıyor ve çalışmalar; küçük çocukların maruz kaldığı seviyelerin, erken ergenleşme, hiper aktivite, bağışıklık sistemi değişiklikleri ve düşük sperm sayısı gibi problemlere yol açabildiğini gösteriyor.
İngiltere Gıda Standartları Enstitüsü’nün açıklamasına göre ise gün içinde almış olduğunuz BPA miktarının vücut ağırlığınızla dengeli bir uyum içinde olması gerekiyor. Sahip olduğunuz kilo başına günde 50 mikrogram kimyasal madde ‘normal değer’ olarak kabul ediliyor. Yani eğer vücut ağırlığınız 60 kg ise gün içinde alabileceğiniz en üst limitin 3000 mikrogram olması gerekiyor. Bu rakamın üstüne çıktığınız anda kalp, karaciğer hastalıkları ve diyabet riskiniz iki kat artıyor.
Journal of American Medical Association dergisinde yayımlanan araştırma, 18-74 yaşlarındaki 1455 yetişkin arasında yapıldı. Bilim adamları, BPA'nın kalp ve diyabet riskini nasıl artırdığını bilmiyorlar, ancak bu kimyasalın damarlarda daha çok yağ birikmesine yol açtığı ve insülinin işlenmesi sürecine müdahale edebildiği tahmininde bulunuyorlar.
Yüksek kolesterol, kan şekeri düzensizliği, yüksek kan basıncı, kanser ve nörolojik problemlerle de bağlantılı olduğu düşünülen BPA’nın vücuda zararı araştırılmaya devam ediliyor. Amerika’da sağlıklı insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda altı yaş üstündeki her on kişiden dokuzunun risk taşıdığı ortaya çıktı. Çünkü gün içinde kullandığınız birçok plastik malzeme BPA içeriyor. BPA kimyasal maddesi bebek biberonundan plastik şişelere kadar yüzlerce plastik malzemede bulunuyor.
Nasıl korunulur? >>>
|
|
Gün boyunca aç kalan bedenimizi iftarda bir anda aşırı miktarda ve yüksek hızda besin ile doldurmak vücudumuzun dengesinin bozulmasına neden olur. Çekeceğimiz sindirim sorunlarının yanı sıra, birden yükselen kan şekeri kendimizi kötü ve halsiz hissetmemize neden olur.
Bu nedenle iftarda bir anda aşırı besin tüketmek yerine, iftarı kendi içerisinde iki parçaya ayırmak daha sağlıklı olur. İftarı iki parçaya ayırarak sindirim sistemimize yardımcı olmak ile kalmaz, kan şekerimizi dengeleyerek dinamik ve iyi bir şekilde günün geri kalanına devam edebilecek gücü kendimizde buluruz.
Ana öğünlerin arasında yer alan ufak ve sağlıklı atıştırmaların sağlığımız üzerinde çok önemli yararları vardır. Bu yararlara sebepleri ile birlikte göz atalım.
*** Sindirime bağlı enerji harcaması artar… Çünkü vücudumuz yiyecekleri sindirebilmek için enerji harcar. Beslenme programımızda ara öğünlerin olması vücudumuzun birkaç kere daha enerji harcaması anlamına gelir. Bu durum günlük toplam enerji harcamamızı arttırır. Metabolik hızı arttırmakta etkili olur.
*** Kan şekeri dengesi sağlar… Kan şekeri (glikoz) kanda enerji sağlayan en önemli maddedir. Ara öğünler tükettiğimizde kan şekerinin de düşmesi engellenmiş olur. Vücudumuzun enerjisiz kalıp metabolizmamızın yavaşlaması söz konusu olmaz.
*** Mide hacmini arttırmaz… Midenizin büyüklüğü doluluğuna bağlıdır. Az ve sık beslendiğimizde midemizin aşırı dolup, büyümesini de engellemiş oluruz.
*** Mide sağlığını korur… Mide asidi, kesintisiz olarak üretilir ve az miktarda da olsa midede her an bulunur. Yediğimiz yiyeceğin yapısına ve miktarına bağlı olarak mideden asit salgılanması 1–2 saat ile 8 saate kadar sürebilir. Ara öğünler midenin boş kalmasına izin vermediği için mide asidinin midenin mukus yapısını bozmasını engeller.
*** Safra kesesi sağlığınızı korursunuz… Yağların sindiriminde gerekli olan safra sıvısı karaciğer tarafından ve sürekli olarak üretilir. Safra kesesinde ise yoğunlaştırılarak biriktirilir. Safra kesesi besin tüketimine bağlı olarak kasılır ve safra sıvısı ince barsağa boşalır. Ara öğün tüketimi, safra kesesinin normal ve sağlıklı ve yavaş çalışmasını sağlar. Aşırı gaz ve şişkinlik problemlerinin görülme riski azalır.
*** Kilo alma riski azalır… Uzun açlık dönemlerinde iştahımız kabarır ve farkında olmadan daha fazla besin tüketiriz. Besin alımı düzeyini kontrol etmekte ara öğünler işimizi kolaylaştırır. Ayrıca ara öğünler sayesinde tokluk hormonları miktarı azalmaz ve kendimizi daha uzun süre tok hissederiz.
Yukarıda belirtilen olumlu etkilere ulaşabilmek için, iftarla sahur arasındaki dönemde küçük parçalar ara öğün tüketimine özen göstermemiz gerekir. |
|
* Mutlaka sahura kalkın.
* Sahurda yağlı börekler, aşırı tuzlu ve kızartma tarzı besinler tercih etmeyin.
* Sahurda uzun süre tok kalmayı sağlayan, kan şekerini daha yavaş değiştiren besinleri tercih edin.
* Sahura meyve ekleyin.
* Börek yerseniz sebzeli börek tercih edin.
* Gün boyu oluşan açlık hissiyle hem fazla hem de hızlı yemek yenir. Bu da mideyi yorar; gaz, şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Bu nedenle yemeklerinizi yavaş yiyip, mümkünse öğünü iftarla yatma saati arasına bölün.
* Orucu zeytin, hurma ve su gibi hafif besinlerle açın ve ılık bir çorbayla öğüne başlayın.
* Kepek ekmeği, sebze, meyve ve salata gibi posalı besinlerin tüketimine ağırlık verin.
* Kızartmalardan uzak durun.
* İftardan sonra mutlaka hafif egzersizler veya yürüyüş yapın.
* İftarla sahur arasına bir ara öğün koyup, bu arada bol bol su için.
* Uzun süre aç kalındığı için düşen kan şekerini; bir tatlı kaşığı bal ya da reçelle veya bir bardak komposto ile dengelemek mümkün.
* Kilo almamak için mutlaka diyetisyeninize size uygun bir liste hazırlatın.
* Çok iyi çiğneyin. Doyduğunuzu anlamanız için bu önemlidir. |
|
|